31 Ağustos 2014 Pazar | By: simurgm

"ONU NASIL UNUTABİLİRİM ?"

 

Unutmayacaksın. Daha doğrusu, unutmaya çalışıp, bunun için çabalamayacaksın. Gerekirse, yüreğine taş basacaksın. Gecen gündüzüne karışacak, hayatın alt üst olacak belki. Gözünü kırpmadığın geceler olacak. Gündüzün bir anlamı kalmayacak. Gam ve keder yüreğini mesken tutacak
 
 
Acının ta içinden geçeceksin. Bu hayata, "hayat" demeyeceksin. Yaşamayacaksın, ölüp ölüp dirileceksin. Ölümün içinden geçeceksin, ölmeden evvel. Öyle ki; acıdan müteşekkil olacaksın. Sen acının bizatihi kendisi olacaksın.
Aşka inanıyorsan eğer (ben şefkate inanıyorum), aşkın kederine de inanacaksın. Aşkın sadece kaymağına talip olmayacaksın. Aşkın sonuçlarına da razı olacaksın. Baksana, aşka gerçekten inanan şair Sezai Karakoç ne diyor, nasıl da yürekli diyor: "Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı/ Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum/ Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın/ Ben yaşamıyor gibi, yaşamıyor gibi yaşıyorum/ Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum" Hiçbir sızlanma var mı bu dizelerde? "Onu nasıl unutabilirim, aşkın acısından nasıl kurtulabilirim?" diye en ufak bir serzeniş var mı? En önemlisi, "Zavallıyım" sözünü yüreğine sokmayacaksın. Beni bıraktı ya da sevgime karşılık vermedi; "sevilmeye layık değilim ki" diyerek kendine ihanet etmeyeceksin. Göğsünde bir kurşun gibi taşıyacaksın aşkı; göğsüne çiçek gibi takıp, ne zaman kuruyacak diye beklemeyeceksin. Kalbine karışmayacaksın. Âşık olurken kalbin sana bir şey sormadıysa, maşukundan soğurken de sana sormayacak inan. Kalbin kararını kendi verecek. Kalbini rahat bırakacaksın. Ayrıca, onu çok seviyordun hani? İnsan sevdiğini unutmak ister mi? Sevdikleri ölen insanlar, en çok neden korkarlar biliyor musun? Onları unutmaktan. Hem de, unutmadıkça yürekleri daha bir kederle dolmasına rağmen. Hem çok sevdiğini söyleyip hem de onu nasıl unutabilirim diyorsan, bir sorun yok mu bu işte, diye düşüneceksin. Hem, aşkını değil, kederini, kalbindeki sızısını unutmak istiyorsun belki de. Karşılık bekledin, bulamadın. Bulamamanın narsisistik incinmesini yaşıyorsun. Aşk eğer sırf sevmekse, neden sevilmekle meşgulsün? Olmuyor değil mi? Karşılıksız olmuyor. Aşk mukabele talep ediyor. O zaman, aşkı bir kere daha düşüneceksin. O zaman çektiğin acıya "aşk acısı" demesen; "karşılık bulamamanın acısı" desen? Reddedilmenin acısı. Ayrılığın acısı. Zevalin acısı. Sevilmediğini düşünmenin acısı. "Bunu hak etmedim, güzel ve iyi bir insandım. İyi bir aşkı hak ediyordum" derken bile, aşka düşmekle yetinmiyorsun. Aşkına mukabele bulamamanın derdiyle meşgulsün. Keşke düşünsen; hiçbir acı, hiçbir üzüntü, hiçbir keder, bir gün sona erecek hayattan daha uzun süreli değildir. Nasıl ki dünyada misafirsek; sevinçler de kederler de bizde öyle misafir. Nasıl ki dünya bizi ağırlıyorsa, biz de sevinç ve kederleri, üzüntüleri öyle ağırlayabiliriz. Belki bu söylediğime kızacaksın; duygular nankördür. Bugün var olur. Gün gelir, zevale mahkûm hayat gibi zeval bulur. Bir sabaha kalkarsın. Kalbin sevgilisine küsmüştür. Tamam, bu her insanda olmayabilir. Ama inan çoğu insanda vuku bulur. Bir kere daha söylemek isterim ki; bu dünya hayatı ezelî ve ebedî değilse; duygular da ebedî değildir. Ebedî olan sadece O'dur. "Bir daha başkasını sevemem" de bir yanılgıdır. Seversin. Sevebilirsin. Yeter ki kalbini rahat bırak. Ona karışıp durma. Onu kalbinden söküp çıkarmaya çalıştıkça, çiviye çekiçle bir kere daha vuruyorsun. Belki de ölüm geçirecek aşk acını. Dünyadaki hayatının bitiş çizgisi, aşkını da bitirecek. Aşkının ipini ölüm çekecek. Şöyle ya da böyle, şu ya da bu; bir gün bitecek. Bir gün unutacaksın. Ve bir gün de unutulacaksın. Ha, bir de; hani dua ediyordun, "hayırlısı olsun Rabbim" diye. "Hayırlısı değilse olmasın" diye geceleri kalkıp yalvarıyordun O'na. Bak, olmadı işte. Niye teslim olmuyorsun. Yaratıcın duanı kabul etti işte. Hayırlısı değilmiş ki, olmadı. Fuzuli şekilde neden O'nun işine karışıyorsun. Kalbini rahat bırak...
                                                               Mustafa ULUSOY

 

23 Ağustos 2014 Cumartesi | By: simurgm

Bab-ı Süleyman

 
 
Bab-ı Süleyman
Aç kapıların ardına kadar
Zaman geçsede Baki kalan kubbeyle
Muhteşem güzelliğin temaşa eylensin
                              

12 Ocak 2014 Pazar | By: simurgm

Mola

Bugün Kandilmiş ,başkasından gelen resimli kandil mesajlarımı  çok ta ihya et(e)meyen ben gibi başkalarına yolladım.Yeşil çayıma eşlik eden 45 dk'lık dizimi ihmal etmedim içi boşaltılmış kandili ihmal ettiğim kadar.
Bilemiyorum sen,o ,biz,siz,onlar'da öylemi.. gecenin bu demlerinde Mevlid'in şereflisini anma moduna Sami Savni'den başladım.Kaza kıldığını zannederken ey dost boynunun borcunu kılıyordun aslında o kurs molasında.Bilemiyorum ne oldu bize ey dost..
Dünya telaşı gözümüzü bürümüş,dahası yoluna koymadan bu ruh ten kafesinde rahat değil..hiç..
Tenekeci'nin dediği gibi v yaka duruyor üzerimde her bir şey.




Sen doğduğunda olan mucizeleri getiriyorum gözümün önüne bu gece..Mağaradaki dostunla gizlenişin,Hicret yollarından Medine'ye girişin geliyor aklıma :Ay doğuyor üzerime veda tepelerinden,hadi kalk ! diyorum kendime veda edemesende mola ver dünyaya..
Evet ,Sevdim seni Mabud'uma hayran diye sevdim
Görmeden sevdim Ya Resulullah !
8 Ocak 2014 Çarşamba | By: simurgm

Takma Sen Bunları



Gece, ruhumu sana yaslamaya ihtiyacım var, sen ki en çok karanlıkta kaldığımda kurtarıyorsun kıymetin karanlığında boğulmansa beni de daha derin düşünerek dinleyip demleyerek durulaştırıyorsun.



Tüm bulanan sularım durulsun diye,ben yazayım bir anlayan çıkar diye yazıyorum sana,
Okunaksız yazılmış tüm harflerime sen eklemeler yap,kendin gibi bil beni,renklerimin cümbüşü solmasın diye tut beni ,yol olalım , iz bulalım..




Belki bir şarkının hüznünde,belki neşesindeyim,hayatın kıyısında,dibinde,zirvesindeyim.Hem neşe hem huzur,korkuyla ümit arası yerdeyim.Bunca yıl sonra anladım ki;gariplik bende değil boşa paralıyorsun kendini sende de değil! Aslında herşey öyle yolunda ki dost..


Her şey öyle yolunda ki, olmasa ne çıkar ;elçinin tesellisi bizi karanlık mağaradan çıkarmaya yetmez mi sanıyorsun ?




" Üzülme ! Allah bizimle beraberdir"

Hayedeh -To Ham Boro Ey Bivefa



Yine etkileyici bir ses alıp götürür sizi.
14 Kasım 2013 Perşembe | By: simurgm

iBRAHİM

İBRAHİM
ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim

         Asaf Halet ÇELEBİ
31 Ekim 2013 Perşembe | By: simurgm

Natacha Atlas-Gafsa




Natacha Atlas'ın Kimki Duk'un Yönettiği boş ev filminde gönüllere taht kuran şarkısı Gafsa..
Yani kafes..sanki aşkın zorluğunu yanık bir şekilde dağlaya/dağlana söylüyor.Halas...

habet riyahel hobi fi bali
tahdeeni salam el habib
tigouli ‘erja ya ghali
talel fourag wal il gharib’
goulet hayali “sharadat hali,
wa gounet manali saeed.”
wa ttalet min bourja il ghali,
wou galet kilamah ghareeb…
“erja ya hobb,
mali fi dounya naseeb.
ınta hobi lakin,
mish moumkin tkouni halali.”
ah lel
ya ayni, ya.
habet riyahel hobi fi bali
tahdeeni salam el habib
khalas.



"aşkımın olan esinti, aklımdan uçmaya başladı
sevginin esenliğini sun bana
bana 'geri dön aziz sevgili' de
yaşadığımız ayrılıkları ve birbirimize yabancılaşmamızı unut
hayal gücüm (rüyalarım) gayesizce merak ettiğimi söyleyecek,
ve hırsım mutlu olacak.

o,
yüksek burçlarda gözüktü,
ve o tuhaf sözcükleri fısıldadı bana

geri dön ey aşk!
bu dünyadan nasibim yok
sen benim sonsuz aşkımsın fakat,
seninle benim aynı cevheri kuşanmamız imkânsız.

âh,
gece!
gözlerim sensin!"